15 Kasım 2009 Pazar

TERKEDİLMEK..




Hani sevdiğimiz adam/kadın bizi bırakıp gittiğinde yalnızlık,çaresizlik ne yapacağını bilemezlik çöker içimize,bütün dünya başımıza yıkılır sanki,koca ömrümüz onunla vefa edecek sanarızda birden bire bu acımasız hayatta bi başımıza kaldığımız çarpar tokat gibi yüzümüze..

Oysa ki ikimizde istemişizdir birbirimizin hayatına girmeyi ta en başında,birbirimiz için mutluluğun tanımıyızdır önceden oysa...

Toparlanmak uzun sürer,yeni bir birliktelik için gözümüz korkar.

Çünkü bu derin hüznün açtığı yaralar kapanmamıştır henüz..
Kimi zaman sürekli O'nu düşünürken buluruz kendimizi ya da bir arkadaş sohbetinde ondan bahsederken ve hatta gördüğümüz bir surette O'nu ararız sıkça..

Terkedilmek ne ağır gelir insana...

Düşünün ki terkedilmek ne ağır geliyorken insana,insanın kaldırabileceği bu duyguyu kaldıramayan bir canlıya neler yapmaz terkedilmek..
Lütfen başka bir canlının hayatıyla ilgili kararlar verirken empati kurun!






4 Kasım 2009 Çarşamba

KARAMEL



Caaanım kızlarımdan biri Karamel..

Bu fotoğrafı çekmeden bir gün önce ikimizde birbirimizi tanımıyorduk..

O bir sokak kahramanıydı,benimde bir yanım eksik..

Geldi hayatımıza girdi,

Bizde gönlümüzün tahtlarından birini ebediyen O'na rezerve ettik:)

HER CİNS VAR!!

Her cins var!
Taş atanı var,
yakanı var,
alıp üç gün sonra terk edeni var,
aç susuz bırakanı var,
canı sıkılıp eziyet edeni var,
çarpıp kaçanı var,
kulak keseni,zehirleyei,
hatta tecavüz edeni var.
Bu ülkede cins çok!
Lütfen insan olalım,sokak hayvanlarına insan gibi davranalım.
Resmi kaynağında görmek için lütfen tıklayınız.


6 Eylül 2009 Pazar

ZONTA

Sabahtan beri kitaplık düzenliyorum...

Sabahtan beri! çünkü o kadar çok biriktirdiğim çer çöp var ki içlerinden çıkabilmem ne mümkün!!

Şu saat oldu hala biriktirdiğim gazete kupürlerinin içndeyim,çıkamadım.Birini de burda paylaşmak istedim,yazıyı hangi gazeteden kestiğimi,hangi yılda kestiğimi hatırlamıyorum ama sırf bu yazı için resim bölümündeki bir arkadaşıma yazının kenarında duran küçücük karikatürü A4 boyutunda çizdirip odamın duvarına asmıştım yazıyla beraber,evlenince de peşimden sürüklemişim diğer hatıralarım gibi ve yine atmaya kıyamadım ne yazık ki..


Özetle; ''bağımlıyım'' ben..


ZONTA


Her gördüğü güzele, gel motele gidek der

Gel hele yemek yiyek,aşna fişne edek der

Evde karın var desen,o evdeki yedek der

Ne nasihat kâr eder,ne düzeltir uyarı

Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş hıyarı...


...Viskiye meze yapar acılı lahmacunu

Elbisesiyle yatar çıkarmaz pabucunu

Lavman diye kullanır nargile marpucunu

Kabuğuyla ısırıp,çiğneyip yutar narı

Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş hıyarı...


...Kıçta çifte baretta, elde cep telefonu

Kulaklık ağza gelir, ters tutar mikrofonu

Sütlaç yemez ekmeden üzerine kimyonu

Geceleri arşınlar beş kulüp sekiz barı

Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş hıyarı...


...Makarena yapışı entelliğe jestidir

Hem Şopen hayranıdır,hem Mahsun'un mestidir

Zort diye burun silmek kibarlığa restidir

İnsanlık iflas etmiş, dibine ekmiş darı

Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş hıyarı


...Aftosuna giydirir bikini de tanga da

Evde ağır rollerde kaldımaz palanga da

Böylesi yetişmedi Çukurbostan-Langa'da

Sandalye der oturur görse bilgisayarı

Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş hıyarı...


...Anlatmaya çalıştım zontanın elitini

Piyasanın kurdunu, sosyetenin itini

Düne kadar kelinden ayıklarken bitini

Bugün yeşil yeşildir istifte milyarları

Az gelişmiş ülkenin çok gelişmiş hıyarı...


(Azmi AYTAÇ)



3 Eylül 2009 Perşembe

TATİL RAPORU-1


Tag: Apollon Tapınağı,Efes,Meryem Ana,Yedi Uyuyanlar Mağarası,Bafa gölü,Lahitler,Doğanbey Köyü,Priene,Miletos,Şanslı ve Karamel,Deniz,Kum,Güneş ve huzur dolu bir tatilden geriye kalan =)

2 Temmuz 2009 Perşembe

KÜÇÜKKEN..


Hani küçükken evde salonun orta yerine çarşaflardan derme çatma bir çadır kurardıkta, kendimiz için kurduğumuz o dünyanın içinde kimsenin anlayamayacağı şekilde -sebepsizce- mutlu olurduk ya, o duyguyu şu sıralar çok özlüyorum..

30 Haziran 2009 Salı

YILDÖNDÜ

Benimki en azından birinci etabı geçti bugün:)
İyi de nasıl unutsun,unutmasına imkan yok ki!!
tam geceden bütün silahlarımı kuşanmış eğer unutursa bak neler yapıcam diye plan program yaparken daha sabah tam horoz mesaisi saatinde bir telefonla annem günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yapıp eşeğin aklına karpuz kabuğunu düşürdü bi kere..
Sadece o hatırlasa iyi, eşimin aillesi de akşam planımızı merak etmişler,onlar da sağolsun detayların oluşmasında eşime epey yardımcı oldular..
...
Onca telefon konuşmasından sonra 'ben bi para çekip geliyim'' diyerek evden çıkılır..birkaç saat ortadan kaybolunur,gerekli organizasyonlar yapıldıktan sonra eve gelinip akkkkkşama kadar uyunur,peki bu durumda akşam o yemeğe gidilir mi? hadi gidildi diyelim o yemekten hayır gelir mi?
Gelmez.
Çünkü o akkkkşama kadar uyuma sırasında kadın ev işlerini yaparken bütünnnn silahlarını kuşanır,soracağı soruları hazırlar,alacağı cevapları hazırlar ve bu cevaplara karşılık yeni sorular hazırlar,bu kısır döngü kafada bitmeden zaatenn akşam olur,kadın acıkır ,adam yemek planını söyler..yemeğe gidip gitmeme konusunda istişare yapılır,gönülsüz de olsa yola çıkılır,restorana varılır,yolda eşler arasında oluşan yüksek voltajdan olsa gerek restoranda elektrik kesilmiştir,geri dönülür..
Kadın eve dönmek ister,erkek itiraz etmez..
..
Pizza söylenir, çiçek verilir, hediye sahibine teslim edilir ve gün biter...

------
Bence kesin unutmuştu, o yüzden de bir türlü kızgınlığımı yenemiyorum,unutmamış olsaydı;dün,-''falancaları yarın çaya çağıralım'' demezdi.
Kesin demezdi!!

31 Mart 2009 Salı

KONYA MÜFTÜLÜĞÜNÜN 29/02/2008 TARİHLİ HUTBESİDİR

HAYVANLARA MERHAMET

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Allah hiçbir varlığı, gereksiz yere yaratmamıştır. Bütün varlıklar, Allah’ın varlığının delili, yeryüzünün ziyneti ve süsüdür. Cenab-ı Allah, yarattığı hayvan ve bitkileri, insanlığın hizmetine vermiştir. Nitekim Yüce Allah, bu hususta şöyle buyurmaktadır. “ Sizin için yeryüzünde çeşitli renk ve biçimlerle yarattığı şeyleri de sizin hizmetinize verdi. Öğüt alan bir toplum için bunda ibret vardır.” (1) Öyleyse insanın hizmetine verilen ve kendisine emanet edilen bu varlıklara merhamet nazarıyla bakılmasını emretmektedir.

Aziz Müminler!

Merhamet duygusu, insanı insan yapan erdemlerden biri ve İslâm inancının gereğidir. Kur’an-ı Keriminde; “Muhammet, Allah’ın elçisidir, O’na tabi olanlar da birbirlerine karşı çok merhametlidirler.” (2) buyrularak bu duyguya dikkat çekilmiştir. Merhamet sadece insanlara yönelik olmayıp çevremizdeki bütün canlıları kuşatmalıdır. Zira Allah, başta insan olmak üzere bütün canlılara karşı merhametli davranılmasını emretmiş; insana yapılan zulüm ve haksızlığa razı olmadığı gibi hayvanlara da zulüm yapılmasına rıza göstermemiştir. Hayvanlara yapılan eziyet ve kötü muamele, Dinimizin ön gördüğü rahmet prensibiyle bağdaşmaz. Sevgili Peygamberimiz (S.A.V), kedisini hapsederek açlıktan öldüren kadının Allah’ın rahmetinden uzaklaştığını; buna karşılık susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su vererek onu ölmekten kurtaran bir kişinin günahlarının bağışlandığını haber vermektedir (3)

Hayvanlara güzel muamelede sevap olup olmadığı konusundaki bir soru üzerine Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) “… Hayat sahibi her canlıya yapılan iyilik sebebiyle sevap vardır.”(4) buyurmuştur. Ayrıca Hz. Peygamber (A.S), hayvanların dövülmesi, aç-susuz bırakılması, zevk için avlanması, yavrularının telef edilmesi, dövüştürülmesi, hedef haline getirilmesi, güçlerini aşan ölçüde yük vurulması gibi kötü muameleleri hiçbir zaman tasvip etmemiştir. Bu tür davranışlarda bulunanları ise; “Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah’tan korkun” (5) diyerek uyarmıştır.

Değerli Müminler!

Bütün canlılara karşı merhamet edilmesi konusunda Sevgili Peygamberimiz (A.S.) “ Allah merhametli olanlara merhametle muamele eder. Öyleyse, sizler de yeryüzündekilere merhametli olun ki, semada bulunanlar da size rahmet etsin…(6) buyurmuştur. .

Peygamber Efendimiz (A.S) bize, hayvanlara merhamet etmeyi ve onlara iyi davranmayı da öğretmiştir. Bir gün bakımsızlıktan karnı sırtına yapışmış bir deve gördü orada bulunanlara : “Şu konuşup derdini anlatamayan hayvanlar hakkında Allah’tan korkunuz” diye uyardı. Atış talimlerinde canlı hayvanı hedef tahtası yapmayı şiddetle yasaklamıştır. Yüzüne damga vurulmuş bir eşeği görünce çok üzülmüş ve Müslümanları bu tür davranışlardan sakındırmıştır. Hayvanları keserken onlara eziyet etmemeyi canlarını yakmamayı tembih etmiştir. Bir serçeyi yemek için değil de, eğlence olsun diye öldürenin dahi, Ahirette bu yaptığının hesabını vereceğini söylemiştir.(7)

Büyük gönül insanı ve halk şairi Yunus Emre’nin “Yaratılanı sev yaratandan ötürü” şeklindeki sözü atalarımızın, kendi çevrelerine ve çevrede yaşayan her türlü canlıya karşı takındıkları tutumu çok özlü olarak dile getirmektedir.

Atalarımız, hayvanlara karşı olan sevgi ve merhametlerini, hayvan hastaneleri, bakım evleri, kuş hastaneleri ve hayvanları korumaya yönelik çeşitli vakıflar kurarak göstermişlerdir.
Bu itibarla hayvanların haklarına saygılı olalım. Can taşıyan her mahlûkata karşı yapılan iyiliğin de sevap olduğunu unutmayalım.



1- Nahl, 16/13
2- Fetih, 109/29
3- Buhari, Şirb, 9, Edep 27,
4- Müslim ,Selam 41
5- Ebu Davut Cihat 44
6- Tirmizi, Birr 16, Ebu Davut, Edep 58
7- Buhari, Cihad 152,Bed-ül Halk 14,Müslim, Selam 148, (2241) Ebu Davud, Edep 176 (5266) Nesar - Sayd 88.

insanLIĞIMDAN UTANIYORUM

Evet utanıyorum insanlığımdan!
Bu dünyayı ele geçirmişcesine yayıla yayıla yaşamaları yetmezmiş gibi sokakta bu gariplerin yaşama tutunmalarına bile tahammül edemeyen,evler ,arabalar,lüksler yetmiyormuş gibi,sokakta sağ kalmaya çalışan o minicik canları katleden,örtünmelerine kumaş yetmezmiş gibi; küfürle, küçümseyerek ,aşağılayarak hitap ettiği hayvancığın kürkünden medet uman ama kendi insanlığından hiçbir medet umulmayacak durumda olan,sadece sıfatı insan olan o canlılarla,sokakta bir köpeğin kedinin beni gördüğünde korkup kaçışından, bir duvar kenarına sinişinden anladığım, beni de onlar gibi zannedecek kadar hor görülmüş,itilip kakılmış,çaresizlikleri yüzlerinden okunan zavallıcıkların o insanlara baktığı gibi bana bakmasına maruz kalmaktan dolayı utanıyorum insanlığımdan..

İnsan; düşünen,mantık yürüten ,doğruyla yanlışı ayırt edebilen canlı sözde...
Hangisi mantık çerçevesine sığıyor?
Kendisinden daha güçsüz bir canlıya uyguladığı şiddet mi,derisini yüzmek mi,hor görmek acı çektirmek mi, kapılarının önünden bile geçmesine tahammül edemeyecek kadar ne yapmış bu zavallılar ki bu kadar canavar bu insanlar..

Evet utanıyorum insanlığımdan, bu sıfatı üstünde taşıyıp da hakkını veremeyenlerle aynı kefeye konmaktan...

*bu yazı hepimizin insanlığını biraz olsun sorgulaması ve Allah(c.c)'ın bu dünyayı sadece insanların yaşaması için yaratmadığını hatırlatmak için yazılmıştır..
**bu yazıya malzeme olacak o kadar çok fotoğraf var ki,gel gör ki her sayfayı açtığımda bununla karşılaşmaya yüreğim dayanmaz,çok merak ederseniz,yazıyı haklı çıkaran fotoğrafların birkaçı burada,insanlığından utanacaklar için..

13 Mart 2009 Cuma

UYANIŞ


Az kaldı az

Şubat, Mart önü bahar...

Sonu gelir, ellerimde saltanatı soğukların...

Bu mevsim, yasak sevgilidir güneş.

Öpücüğü sıcak ve kaçamak.

Dayanamaz üşümelerime,

Cemre yetişir imdada...

Önce yüreğime düşer,

Sonra havaya, toprağa, suya

Ardından alır çiçeklerini, gelir bahar...

Doğanın uyanışına şahittir, uçan kuşlar...

25 Şubat 2009 Çarşamba

BİR BULUT OLSAM...


Umut herşeye yetseydi, neler yapmazdım ki ben...

10 Şubat 2009 Salı

GOOGLE ÇEVİR-ME

Şimdi, burada, kullanışlı bir şey! 5 Dakika Mum paketi! Mükemmel için kendiliğinden bu nadiren oluşur kutluyoruz. Mum bağlı veya cupcake Yukarı onları koparmak yanar olabilir! Bir dört paketi olarak geliyor pembe, yeşil sarı ve mavi! Poketo adresindeki arkadaşlar Gönderen!

Yukardaki paragraf bana ait değil tabiiki ,bu kadar devrik bir cümleler silsilesi oluşturabilmem imkansız,Peki o zaman bu cümleler kimin marifeti,efendim bu cümleler Google Translate in marifeti!
Google efendi böyle bir hizmet başlatmış başlatmasına ama bence bu yazının ingilizcesi, türkçe çevirisinin bu halinden daha okunaklı...

Bkz:(İngilizce versiyonu)Now here's a handy thing! The 5 Minute Candle pack! Perfect for the spontaneous celebrating that occurs every once in a while. Candles can be lit attached or break them off to top a cupcake! Comes as a four pack in pink, yellow, green and blue! From our friends at Poketo!

9 Şubat 2009 Pazartesi

BENİM GÜZEL ÇOCUKLUĞUM..


Sıra geldi çocukken oynadığımız oyunlar mimine:))

*İlerde birgün büyükken oynadığımız oyunlar sorulduğunda cevaplardan biri de mimlemece olacak:))

En sevdiklerimden bir liste yapacağım ,kaç gündür hevesle bu yazıyı yazmayı bekliyorum ,dedim ya bir türlü vakit olmadı..

Benim favori oyunumla başlamak istiyorum mime,
  • Biz küçükken annemler misafirliğe gittiğinde evin içinde deli gibi yerden yüksek oynardık,4 kardeşiz biz hepimizin arasında ikişer yaş var sabit:) e yaşlar da yakın olunca herkes birbirini ayartıyor tabii, annemler kapıdan çıkar çıkmaz kimimiz masanın üstünde, kimimiz koltuğun, kimimiz sehpanın:) ne güzeldi yaaa...

  • İkinci olarak çocukluğumdan hatırladığım en güzel hatıralarımdan biri de apartmanca oynadığımız futbol:) Hatta kız kardeşim sürekli Prekazi olurdu ,bende Gullid:))

  • Bir de akşam olunca sokakta İstop oynardık tüm mahalle çocukları:)Bir Suna teyzemiz vardı her akşam düzenli olarak cama çıkar ,''çingene bebeleriiiii gidin artık evinizeee'' diye bağırırdı bize:)) Maviii ; tututtum tuttuummm:)))

  • Sezonluk oyunlarımız var dı birde; kışın kar yağınca merdivenle yokuş aşağı kaymak, biz 4 kardeşiz ya zaten bir merdiven ediyorduk:)

  • Tornet keyfimiz vardı birde, yaz tatili girer girmez herkes bi tahtaya 4 tane bilyeli teker takıp, kışın merdivenle kaydığımız yokuştan yazın tornetle kayardık,gerçi çıkış çok yorardı bizi ama keyfi başkaydı, çocukluk işte...

  • Apartman kömürlüğünde bir tiyatro kurmuştuk sadece bizim apartmanda oturan çocukların katılabildiği(havaya bak:) hatta adı da Yıldız Tiyatrosuydu ,Allahım yaaa ne çocukluk,hayır biz gene gözü açığız,ya bizim evde A4 lerden kesip kesip el yazısıyla hazırladığımız biletleri satın alan diğer veletlere ne demeli:)) Birde müşteri çekmek için sonunda çekiliş yapıyoruz,herkes bir oyuncağını koyuyor işin ucuna kurada kim ne çekerse alıp gidiyordu:) Bizde kazandığımız paraya gazoz, bisküvi kapı önünde:))

  • En sevdiğim oyunlardan biri de misketti,çok iyi başaltı vururdum:)) hala durur bir torba misketim var annemde :)torunu olunca getirecek ona teslim edecekmiş:))Babamda en çok misket oynamama kızardı: -''Yaa niye bu kızı bir günde kız çocukları dışarı çağırmıyo!''

  • Belki de çocukluktan sıyrılmaya başladığımı hissettiren tek oyun ise ''Dansa Davet''..Yıllardan 1989, ilkokul son sınıf,tenefüsü iple çekiyoruz.. Zil çaıyor kızlar erkekler dizilmişler karşılıklı ,herkes eşini seçiyor ve bir oyun ilk aşka bağlanıyor:))

Bunlar hatırladığım en orjinal diyebileceklerim..

Saklambaç,yakartop,yılan,tombik,elim sende,kovalamaca,ilik,sek sek,çin çan... ve daha bir sürüsünü söylemesem de olur .Onlar hepimizin ortak hatırası zaten..

Farkettim de Hüpcadısına çok teşekkür etmem gerek, tekrar anılarımı tazelememe ve mutlu olmama sebep oldu,yazarken o kadar heyecenlandım ki,ruhumun tozunu aldı bu yazı:)

Şimdi sırf meraktan ve hatta daha iyi tanıyabilmek için bu mimi Boogie ve Azumiye gönderiyorum ,elim sizdeee.....:)

MAZERET-ÜL BEYAN

En son 30 Ocakta yazmışım, neredeyse o günden beri bizim kızların sağlık sorunlarıyla uğraşıyoruz, Şanslının ufak bir kulak problemi çıktı, Karamelinde dizinden aldığı bir yara vardı ,berduş olduğu dönemden:) O apse yapmış tam temizleyememişiz galiba,bayağı bir büyümüştü içerdeki iltihap, hazır bizde 15 tatile girmişken kızların sağlığını ihmal etmeyelim dedik,bu da bizim tüm tatili yedi tabiki:)) Yavrularım benim, ne kadar da zor bir durum onlar için, bir dertlerini anlatamazlar,canları yansa söyleyemezler, zaten öyle de oldu farketmemiz biraz zaman aldı ama neyse ki geç kalmamışız, şimdi iyileşme yolunda güzel adımlar atıyorlar.Şanslının o kadar korkulacak bir durumu yok ama Karamelin iltihabının nüksetme riski varmış...
Kuzucuğum sağdaki fotoğraf itibariyle narkozu yemiş,traşını olmuş baygın yatıyor görüldüğü gibi..Şimdi o bacağında kocaman bir bandajla evin içinde koşturup duruyor, yalandan pazusu çıktı kızımın:))Şanslı da kulakları kaZımaya devam:)
Yalnız ikisinin tedavi süreci bana şunu tekrar gösterdi,bu iki cadı birbirlerini o kadar çok seviyorlar ki, Karamel Şanslının kulağının ağrıdığını bildiği için sürekli kulaklarını yalıyor Şanslı'nın,Şanslı'da Karamelin bandajının üzerinden güya Karamiş'in yarasını...

30 Ocak 2009 Cuma

MİM:KEŞFETMEK

Öncelikle merakla beklediğim Tinimini'yi tekrar blog dünyasında yazarken bulduğuma çok sevindim,belirtmeden geçemeyeceğim,zira bir haftadır gidişhattan bihaberdik..
Sağolsun gelir gelmez,eksikleri tamamlamaya başlamış,kimseyi yazılarından mahrum bırakmamış ve hatta biriken mimlerini bile cevaplamış,beni de bundan nasiplendirmiş,
Gönderdiği mimin konusu keşfetmek,anladığım kadarıyla keşefettiğimiz şeyleri yazıyoruz bu mime cevaben..
Hemen sıralıyor ve mimi paslıyorum.
1)Öncelikle evlendikten sonra keşfettim ki gerçekten bekarlık sultanlıkmış ama kızlara,evlilikse erkelerin sultanlığı..
2)Yine evlendikten sonra keşfettiğim bir durum var 2. sırada,annemde olan ve çoğu zaman kızdığım birçok davranışının bende de olduğunu ve bu davranışları değiştirmeyi hiç düşünmediğimi, bilakis bir bildiği varmış da ondan yapıyormuş diyerek tasdik ettiğimi keşfettim.
3)Mümükün olduğunca geç evlenmek gerektiğini(hoş benimki daha ne kadar geç olabilirdi ki=29!)
4) Üretimin ruhuma iyi geldiğini
5)Kmi zaman bir tepede tek başına duran,yalnızca kuşların yuvalnadığı bir ağaç olmak istediğimi
6)Kız arkadaşlarımla görüşemediğim zaman kendimi çok yalnız hissetiğimi
7)Nerde bir üniversiteli gençliği grupca eğleniyor görsem o yıllara geri dönme isteğimin tavan yaptığını,
8)Ruhumun rengarenk ama dış görünüşümün siyah beyaz olduğunu
9)Bu yazdıklarımı okuyunca 30 yaş sendromuna çoktan girmiş olduğumu keşfettim.

şimdi bu mimi birilerinin başına sarma zamanı..
Hüpcadısı,Azumi ve Elalemin akıllısı 'na paslıyorum..
Esen kalın:)

29 Ocak 2009 Perşembe

SUSARAK

Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..

Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..

Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..

Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..

Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...

Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....

Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...

Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...

Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde ...


(AZİZ NESİN)

KARAMSAR


Kimi zaman kalabalıktaki yalnızlık halleri kendinizi tanımlamanıza yetiyor....

Kimi zamansa yalnızlığın içindeki kalabalığı yaşamak kendinizi kaybetmenize..

Oturdum,durdum..
Durdum ve düşündüm...

Ben durdum,
Kalabalık hareket etti...


23 Ocak 2009 Cuma

ZODYAKTAN BİLDİRİYORUM

Diğer blogları ziyaret ettiğimde adetimdir,illaki profilin tamamını görüntülerim:) Genellikle hangi şehirden olduklarını öğrenmek için yaparım bunu ama pek bir alıcı gözle bakmamışım daha önce onu fakettim şimdi.Meğer burç ibaresinin altında birde zodyak yılı diye bir açıklama daha varmış.

Nedir ki bu zodyak yılı diye başımın üzerinde çıkan baloncuğun içine ??? çizerken, o balncuğu patlatıp yenisine bir şimşek işareti iliştirdim ve üstad google bilir dedim kendi kendime..

Ve üşenmedim sordum tabii..
Meğer mevzu Çin astrolojisine bağlanıyormuş..
Efendim benim zodyak yılım Koyun olması münasebetiyle yapılan açıklamayı sizinle paylaşmak isterim:
Koyun
Genel Özellikleri : İyiliksever, Kibar, Duyarlı, Sanatkar, Hassas, Kaygılı.

Koyun yılında doğan birisi başkalarını düşünmekte ve iyilik yapmakta gerçek bir örnektir. Kibardır ve duyguları ile oynayan insanlara bile sempati ile yaklaşırlar. Başkalarından da kendileri gibi nazik yaklaşım beklerler. Eleştirilmeye karşı içsel bir tepki gösterirler. Bunun sonucu olarak bunalımlı zamanlarında kaygılı ve üzüntülü görünürler.

Bu insanlar beklenmedik faydaları doğru zamanda ve doğru yerde olmaları sayesinde görürler. Bazen de talih çarkının ters işlediği görülür. Erkek veya kadın olsun şahsi çıkarları için hareket ederler. Bu durumda öfkeli bir savaşçıya dönerler. Yaşamın iş, para ve çalışmaya dönük her alanında en iyisini yaparlar.

Koyun yılında doğanlar uzun süreli ilişkilerde ve evlilikte başarılı olurlar. Onların ihtiyaç duyacakları insanlar kendi eksiklerini tamamlayan insanlardır. Kendisi gibi nazik ve kibar birisi yerine hırçın ve kaba birisini seçebilirler. Bunların en zayıf beraberlik kuracağı kişiler Öküz yılında doğanlardır. Ayrıca, Kaplan, Fare, Maymun ve Horoz yılında doğanlar ile anlaşmalarında pürüzler çıkabilir. Domuz ve Tavşan yılında doğanlar ile mükemmel anlaşabilirler.

Açıklama böyle..

Bir açıklama da benden olsun:
Ayrıca içinde bulunduğumuz 2009 yılı Öküz yılıymış..
İnşallah öküzlerin yılı olmaz:)

FİKRİ SABİT

Kâğıt ve kalemin elinin altında olduğu anlarda insan illaki birşeyler karalama ihtiyacı hissediyor nedense..

Herkes imza atmayı,sevgilisinin ya da kendisinin adını yazmayı,o an aklından geçen şarkı sözünü kağıda iliştirmeyi tercih ederken,ben hep aynı şekli çiziyorum...

Neden bilmiyorum,bu şekil ne zaman ve nasıl ortaya çıktı ve benim hayatıma yerleşti onu da bilmiyorum ama ne zaman bir kâğıt kalem geçse elime hep aynı şekil..

Bunu çizmezsem rahat edemem..Birde bu çiçeğe/ yaprağa benzeyen şeyler sürekli iki yaprağın arasından yenisi çıkmak suretiyle çoğalıyor,yani kağıt bitene kadar şekil bitmiyor..
Ne yani,benden başka kimsenin böyle bir alışkanlığı yok mu?

21 Ocak 2009 Çarşamba

MESLEK İCABI


Öğretmenlik, insanın davranış biçimini de etkileyen bir meslek bana göre,mesela ben sırf öğretmen olduğum için düzgün konuşmak ,imlâya dikkat etmek, sokaktaki çocuklara müdahale etmek,kavga edeni ayırmak,yanlış yapılan bir davranışı düzeltmek ya da doğrusunu göstermek,kelime yanlış söylenmişse düzeltmek zorunda hissederim kendimi her zaman..Ama iki gün önce anladım ki sadece ben değilmişim bu şekilde davranan..

Malumunuz yaklaşık bir haftadır spor maceramız tam gaz devam ediyor.Geçen gün step ve aerobik faciamdan bahsetmiştim,işte tam da o spordan başka herşeye benzeyen çabalarım sırasında iki göz beni izliyordu,arada bir göz göze gelip gülümsedik birbirimize ama konuşmadık tabi ..

Ertesi seansta tekrar karşılaştık.O, yerde kendi kendine aerobik hareketleri yapıyor, bende aletli çalışıyordum,en sonunda dayanamadı bak şunu şöyle yapman gerekiyor diye başladı anlatmaya,bir yandan kendi hareketlerini yapıyor bir yandan da hem benim duruşumu düzeltmem gerektiğini, hemde nasıl nefes alıp verirsem daha iyi verim alabilirim onu anlatıyor,bende '' valla işi çözmüşsünüz tane tane anlatıyorsunuz'' dedim, ''öğretmenim ya ondandır'' dedi:)meğer aynı ''insana eziyet veren, yapmazsam rahat edemem'' durumu onda da varmış..

Biraz konuştuk ,sohbet ettik,laf döndü dolaştı platese geldi,cd'leri varmış plates dersi cd'leri..Getiriyim sana dedi bende getirin dedim.Salı günü almış gelmiş sağolsun.Bu sabah, ödevini yapması gereken öğrenci disipliniyle taktım cd'yi geçtim tv. nin karşısına (neyim eksik Ebru Şallı'dan fazlam bile var:))

Sonuç mu? hemen yazayım:ağrıyan kaslar,ama mutlu bir ben!El atmadığım bi' plates kalmıştı, onu da aradan çıkardım,eşime sipariş verdim yakında topum da geliyor..

Ankara sirki bizim evde kuruluyor:))

SOĞUK VE MERHAMET




Sıcacık bir evde,karnımız tok sırtımız pek olduğu için ne kadar şanslıyız.
Bu aralar rüzgar yüzüme ne zaman vursa, Allah bu soğukta dışarda kalanlara yardım etsin diyor ve bir kez daha şükrediyorum halime...Mesela bugün bizim kızları gezdirip eve dönerken bir kedi gördüm karşı yolda ,garibim tek tek çöpleri kokluyordu ,bi lokma bişey bulabilir miyim diye,kim bilir en son ne zaman yemek yedi,soğuk bir taraftan,açlık bir taraftan,ne kadar zor bir hayat mücadelesi aslında onlar için...
Lütfen,bu yazıyı okuyan her kim varsa çok rica ediyorum, bu savunmasız garipler zaten dışarılarda binlerce psikopatın içinde yaşamak -yaşamaya çalışmak- zorundalar; bir de yemek dertleri olmasın en azından çevrenizdekilerin..Bir kap su ve biraz ekmek işlerini görür..
Onların karnı doyar sizin de içiniz ısınır..

20 Ocak 2009 Salı

Bİ İTİRAFIM VAR



  • MSN listemdeki ailem dışında herkesi engelledim,canım isterse engeli kaldırıp konuşuyorum.

  • Facebookta da kendimi çevrimdışı yaptım.

  • Telefonumu arayanla o an konuşmak istemiyorsam o telefonu bana kimse açtıramaz ve tekrar arandığımda kesin bir bahanem vardır.

  • Eğer gündüz vakti evdeysem de çalan kapılara bakmıyorum kim olura olsun,nasıl olsa eşimin anahtarı var:)(yok olmaya mı çalışyorum ne)

  • -Yukardaki itiraflardan sonra- galiba ben asosyal oldum.

  • Dolaptaki güllaçı yemek için neler vermezdim ama spor yaparken çektiğim eziyet beni durduran tek şey.

  • 'Farkındalık' başlıklı yazıyı yazdığım günden beri tırnaklarımı yemedim.

  • İşi gücü bırakıp diyar diyar gezmek, fotoğraf çekmek istiyorum.

  • Kolunu dirseğinden büküp çantasını öyle taşıyan kızlara da gıcık oluyorum.

(İnsanın kayda değer bi tane itirafı olmaz mı!)


YUMİ

Sizleri sayfanın en altına yerleştirdiğim,mause'u görmediği sürece uyuyan,gördüğü zamanda peşini bırakmayan-merak etmeyin bayanlar kafesinden dışarı çıkmıyor-kafesine tıkladığınızda düşen yemle beslenen YUMİ'yle tanıştırıyım,aldığım petshopta balık,penguen,örümcek,kurbağa ve kaplumbağada var,hayvan dostlarına duyurulur...
Yem vermeden gitmeyin a dostlar:)

17 Ocak 2009 Cumartesi

VAT TAYM İZ İT:)

Benim olsalar hiç düşünmeden her birini bir odama asarım bu saatlerin ...
En üstteki mutfağa,
ikincisi hobi odasına,
üçüncüsü kesinlikle salona-matematik benim hayatımın başköşesinde-
dördüncüsü de doğmamış çocuğun odasına:))-ona kolay sorulardan başlamak lazım:)-


Bayıldım bayıldım bayıldım...(bir yandanda inceden inceden dişim ağrıyor)

Burada birkaç tane daha orjinal saat var,bilginize...

ALKOLÜN ADI KOLONYANIN TADI

Bir adet için için ağrıyan diş,bir adet için için ağlayan ben,işe yaramayan ilaçlar sonucunda bir iki damla kolonya ve bir parça pamuk eşliğinde oluşmuş kolonyalı ağız kokusu...

Sonuç:
  • Kolonyanın tadı, kokusu kadar iyi değilmiş,
  • Diş ağrısını geçirir diye bahsettikleri alkol bu değil galiba..

16 Ocak 2009 Cuma

BEDENSEL ZEKA VE YAŞAYARAK ÖĞRENME

Eğitimci olanlar bilirler,
''Kinestetik–Bedensel Zeka, aklın ve vücudun mükemmel bir fiziksel performansla birleştirilerek belli bir amaca yönelik faaliyetlerin sergilenebilmesi yeteneğidir'' şeklinde tanımlanır.Perşembe günü 'yaşayarak öğrenme' modelini kullanarak tecrübe ettim ki bu akrobatik yetenek kesinlikle bende yok!

Bilindiği üzere geçen cumartesiden beri büyük bir azim ve şevkle spora başlamış bulunuyorum,doğrusunu söylemek gerekirse üniversiteyi bitirdiğimden beri spor hep bir şekilde hayatımdaydı ancak yer yer molalar veriyordum,En son mola evlilikten dolayı olmuştu,sporu düğünden iki gün önce bırakıp koşa koşa balayına herşey dahil bir otelin tatlılarına teslim etmiştim kendimi ve böylece ayrılmış olduk bir süreliğine sporla..

(bu arada konumuz bu değil)

Neyse işte o ayrılığın üzerinden 7 ay geçti ve baktım ki ebat olarak her geçen gün dünyada daha fazla yer kaplıyorum,önlem olarak sporla tekrar kaynaştık..Haftada üç gün 1,5-2 saat kendimi kaybedercesine spor yapıyorum şu aralar...İyi de oluyor malum serotonin had safhaya yükseliyor..Bu gittiğimiz spor merkezinde haftanın iki günü de step ve aerobik var hep izliyordum dahil olmuyordum ama izlerkende sürekli olarak iyi de bu yormaz ki insanı diye ukalalık ediyordum eşime,dün tam da step başlarken gitmişiz spor salonuna ve tabii ki şeytanın oyununa geldim:)bende dahil oldum seansa..Allah'ım olmaz olaydım,bu millet nasıl oluyorda ip cambazı gibi o guççuuuulik tahtanın üzerinde bir oraya bir buraya sekebiliyor,hem de deli gibi akrobatik hareketleri takip ederek.. rezilliğimi görmeliydiniz-hoş, görmediğiniz de iyi oldu bi yerde-ardından bir de aerobik başladı tabii ,bi ara eşim yanıma geldi; garibim baktı ki ben orda debeleniyorum ,istersen yürüme bandına geç ,bundan sonrasına fitnessla devam et diyerek durumu toparlamaya çalıştı,ama ben battı balık yan gider hesabı birde onun tadına bakalım dedim ve devam ettim,iyi halt ettim,bunlar insanı yormaz ki dedğim hareketler şu anda karın kaslarım üzerinde taş taşıyormuşcasına bir ağrıyla kendilerini hissettiriyorlar.Ben ki günde 200 mekik çeken insan,hiç bu kaadar ağrıdığını hissetmemiştim karın kaslarımın demek ik asıl marifet bu hareketlerdeymiş..Kesinlikle rezil olacağımı da bilsem salı-perşembe en önde hocanın dizinin dibindeyim..

04:27

Bigisayarın saati 04:24. ensem kazık gibi oldu ekrana bakmaktan,o bilgisayar karşısındayken yapılan egzersizler bile geri getiremez şu an boynumu..
Peki neden burdayım..Niye mel mel ekrana bakıyorum..
Sadece hiç..
İnternet hayatımıza bu kadar yerleşmemişken daha mı mutluyduk??

14 Ocak 2009 Çarşamba

FARKINDALIK

Tırnaklarımı yiyorum(1)
Sadece insanların sağında yürümeyi becerebiliyorum(2)
Yatağın solunda uyuyorum(3)
Kendi kendine konuşana ne derler?(4)
Tırnak kelimesini duyunca ayak baş parmaklarımı yere bastırıp geriye doğru yere sürtüyorum(5)
Bu yaptıklarım bi marifetmiş gibi birde oturup yazıyorum(6)

13 Ocak 2009 Salı

İCRAATIN İÇİNDEN


Necip Milletimin Mümtaz Evlatları(!),
Bir yazı altta bulunan msn kaydında konusu geçen her vaadimi yerine getirmiş bulunuyorum
İlk olarak spora başlamış bulunmaktayım,dayak yemiş gibi sızlıyor iki gündür heryerim..Koşu bandından in kelebeğe bin,ondan in,twister'a çık,ordan mekiğe,ağırlığa,şuna buna derken bir baktım,bir buçuk saat deli gibi dolaşmışım o alet senin bu alet benim..-Bu dolaşma bu aralar bende kalıcı biliyorsunuz-daha şişen bi obdaminal falan yok sadece kendimi iyi hissettim o kadar..Büyük bi iş yapmışım gibi hissettirdi spor yapmak bana kenidimi.Bu üç gün içinde yani cumartesiden başlayan serüvende ilk icraatım bu, gelelim ikincisine..

Efendim ikinci olarak msn kaydında bahsi geçen O rumuzlu arkadaşımın ''kırışıklara önlem al ki kaynanan senden genç görünmesin!'' uyarısını dikkate alarak,temizleme sütü,tonik,krem uygulamasını başlatmış bulunuyorum..

Üçüncü icraat ise bizim ufak kızda -karamişte- diz kapağındaki yarasının olduğu kısımda bir şişlik baş göstermişti yaklaşık bir aydır, her Türk gibi bizde ''geçer o geçer'' içgüdüsüyle harekete geçmedik tabii ki,eskiden bakmamıza izin verdiği şişliğe birkaç gündür dokundurmaz olunca veterinere gitmek şart oldu,iyiki de gitmişiz meğer iltihap içerde kabuklaşıp sertleşmiş, şimdi bir operasyon geçirmesi gerekecek,perşembe hastaneyi boyluyoruz bu da bu haftaki icraatlarımdan biri olacak biline..

Dördüncü ve en gıcık olduğum icraatım ise hafta sonumun enn kıymetli günü pazarı ütünün buharı eşliğinde geçirmiş olmam, haa cildimdeki gözeneklerin açılmasına bi hayli faydası oldu, o ayrı..

Beşinci ve bugünün final icraatı ise akşamın bi saati muhattap olduğumuz bir manyak-ül şahsiyetle yaptığımız mahalle kavgası oldu.
Hemen izah edeyim,bizim köpekler yoldan geçen bu salağa battı,yok efendim buraya getirmeyinle başlayan konuşma; eşime, bana bak ben MİT'teyim seni işinden ederimle devam edip, seni vururum ulanla biten tabii eşiminde boş durmayıp üzerine yürüdüğü,benimde her kadın gibi ortamın gerginliğini ''sorun neyse konuşarak halledelim'' modunda yumuşatmaya çalıştığım,sadece 7 aydır yaşadığımız bu semtte daha hızlı tanınmamızı sağlayan bir icraat oldu kendisi..Ayrıca da bu aptal şahsiyet kendisini önce öğretmen(bizim öğretmen olduğumuzu öğrenince),sonra Gazi üni.sinde Doç.(bizim Gazi mezunu olduğumuzu öğrenince),en sonunda da MİT'ten(bizim üzerimizde öğretmen kimliği kullanarak baskı kuramadığını farkedince)ilan etti.Ayrıca da bu kadar kolay mı ya yoldan geçeninde önüne geleni tehditle hizaya getirmeye çalışması!(neyse bunu sonra detaylıca yazarım,böyle çok kopuk kopuk oldu,olay tam anlaşılmadı zannımca)

Merak eden olduğunu sanmıyorum ama söyleyim diğer bir icraatım da söz verdiğim gibi mantar çorbasının tarifini e-posta olarak O rumuzlu caanım arkadaşıma göndermek oldu..

Bunları yazmakla da uykudan önceki son icraatımı gerçekleştirmiş bulunuyorum,yani tamda başlığa uygun olarak sizlere İcraatın İçinden sesleniyorum efendim,
Arz-ı endam ederim saygılar..

9 Ocak 2009 Cuma

KADIN ZEKASI


Gece yarısı Türkiye Amerika hattında yapılmış bir msn geyiğinde nasıl daldan dala atlanır ama herkes herkesin söylediğini noktası virgülüne anlar konulu yazımızla başbaşasınız..Bu yazımızda bir kadın zekasının ne kadar kıvrak olduğuna tanık olacaksınız.
Buyrun başlıyoruz..
O gönderdi 09.01.2009 02:37:
kiz kaynanam geliyor subatta gelecek temmuza kadar burda
BEN:niye geliyoki gene
O :Huzursuzluk yapacak ya yetmezmi
BEN:anlat hele
O :ne biliyim ya isin garibi ne kizi istiyo ne oglu
BEN:oooğ bu sefer oğlu da mı istemiyo hadi kızı istemiyo da
O :istemiyorlar
BEN:nie geliyo ki
O:ima da ettiler ama yüz yokki karida sanirsin kece
O:evinde dogalgaz cihazi yok guya kışı burda gecirecek hasba
BEN:yuhh ya yuhh
BEN:yuhhh
BEN:taa burdan oraya geliyo ulan yola vereceği parayı yaksın
O:onun asil amaci gene bunlari bes ay somurecek
O:bes maasida burda cebine kalacak
O:aman ya bir buyucu neyim bulamadik gitti
BEN:bu büyücüyle iflah olmaz onu da yer bitirir
O :sen nasilsin hersey nasil gidiyor
BEN:iyi idare eder
O :iyi aman
O: haticede okula geri donmus afla
BEN:niye kocadan mı ayrılmış
O:Yok guya kocasi istemis ama palavra
BEN:yok beaa okulu bıraktıran zihniyet okula dön der mi
O:etrafa oyle diyodur
BEN:hayret nası izin koparmış
O:kim bilir ne numara yapti
O:bende bilemedim
BEN:sen onu nerden duydun
O:sinemden duydum mail atti
BEN:hmm
BEN:cts. spora başlıyom
O:iyi
BEN:10 kilo aldım yaa
O :kac kilo oldun
BEN:BİİPPPP(BURASI TARAFIMDAN BİPLENMİŞTİR)
O:nasil
O :ne
BEN:hee
O :aman
O :bende gerci BİİİİİİP oldum.(BURASI DA TARAFIMDAN BİPLENMİŞTİR)
O :hergun gitcen mi
BEN:koccaman bi göbeem var dışı seni yakar içi beni
O :hi
BEN:yok haftada üç gün
O :aman ya dikkat et
BEN:valla hiçbi kıyafetim olmuyo noktasındayım
O :yok artik
O :bence rejimde yapman lazim
O :evlendiginde kac kiloydun
BEN:yapıyom yapıyom
BEN:BİİİİİİİP(AHA BURASI DA BİPLENDİ)
O :cok almisin ya
O :Ne rejimi yapiyon
BEN:cumhuriyet rejimi :D
O :oo cok komik ha ha ha
BEN:ama komik kabul et :D
O ::D
BEN:ne rejimi olacak kızım ,işte ekmek yememe su içme meyve yeme rejimi
O :kizlarin nasil iyiler mi
BEN:iyiler teyzesi ellerinden yalarlar
O :aman beni yalamasinlar
O :cok soguk mu
BEN:yok ya o kadar değil kar yağınca yumuşadı
O:onlara gelirken kemik getirecem
BEN:getir getir ne zaman gelcen ya gelin artık dönün yaa
O:simdilik belli degil
BEN:çok sıkılıyom ben burda kimsesiz
O :bende burada
O :zeytin dali diye birsite buldum
O :orda bir elmali kurabiye tarifİ var
O :onu yap pek guzel oluyo
O :hemde diyet
BEN:ne elmalı kurabiyesi lann
BEN:kimle aldatıyon beni
O :zeytinyagi ile yapiliyor
O :ne aldatmasi
BEN:haa üst satırı okumamışım
O :Allah seni
BEN:ben ne diyom bu ne diyo oldum birden
O :sende yap hemide diyet
BEN:dur bi bakiim
O :favorilerde
BEN:Allah seni inandırsın kaç gündür de canım elmalı pasta istiyo
O :bak hemen anladim
BEN:rejimdeyim diye yapamıyom
O :cok guzel hafif oluyor bu rejim icin uygun
BEN:link versene
O :cunku icinde sadece zeytinyagi var
O :http://zeytinagaci.blogspot.com/2008/04/elmal-frdnd-kurabiye.html
BEN:zeytinyağı diye arıyom bende zeytinağacı disene
O :ne biliyim dedim sandim
O :begendin mi
BEN:çok güzel görünüyoo
O :tadi da hos
O :simdi yemek yapacam of ya, sizde ne vardi
BEN:mantar çorbası pilav tavuk
O :iyiymis
BEN:bide patlıcan köz salata yerine biberde közledim maydonozla yoğurtladım
O:ohh
BEN:üstünede nane işte
O :aksama kabak boregi ve domates corba var bizde de tabi yaparsam
BEN:ohh
O :tarifini bana yaz mantarın sonra
BEN:domatesi de denedim senden sonra harika oldu
O :cok guzel oluyo ya benim favorim
BEN:üstüne kaşarla kıtır ekmek de yaptım
O :kasarla
BEN:miss
O :Ohh yemede yaninda yat
BEN:işte öyle öyle kilo alıyom
O :az ye
BEN:Valla az da yesen sofrada seçenek çok
BEN:ayy bu pek iyice bi siteymiş bunu sık kullanılan yapemm
O :cok guzel hemide cok zararli degil
O :biliyon artik otuz oldugumuz icin dikkat etmemiz lazim
BEN:doğru valla bak bu dediğin açlığımı bastırdı şimdi
O :daha cocuk falanda dogurmadik
BEN:he ya
O :krem kullaniyon dimi yuzune
BEN:yok
O :sebamed kullan ben ondan kullaniyom
BEN:ama hep aklımdan geçiriyom krem kullansam iyi olur diye aklımdan geçirmemin olumlu etkisi olur mu ki
O :olmaz mi ozellikle kışın, töbe töbe
O :sebamed al kullanmadigin hata
O :hem sabah hem aksam kullan
O:sana sonra kabak boreginin tarifini yazayim
BEN:he istiycektim bende mailime yaz
O :tamam
BEN:yoksa aklımdan gidiyo
O :sende corbayi soyle
BEN:ben seni seviyom
O :tamam sen yarin maili almis olursun
O :bende seni seviyom
BEN:burdan mı söleyim maile mi atıyım
O :tarifimi
BEN:hee
O:mail at sonra atarsin ya
BEN:yatmadan atarım
O :yarin atsan da olur ben bir ara turkiyeye gelirsem su ulustaki buyucuye gidek
O :sen adresi neyim alda
O :yarin at ya
BEN:tamam adres hazır
O :adresi almayi unutma ben ciddiyim
O :yada kiralik birini bulacaz artik
BEN:koca mı
O :yok katil
BEN::D
O:ne guluyon
BEN:bide o karı için cehennemlerde mi yanacaz
O :marley and me diye bir film var
O :kopekli ona gidin cok hos
BEN:o ne
O :tam sizlik film
BEN:burda vizyonda mı ki
O :bilmiyom
BEN:sen haz etmen itten köpekten nası gittin o filme
O :Guzeldi
O :sende yat gec oldu
BEN:tamam kolay gele sana
O :bu arada ozlemin sarisin resimlerini gordun mu facebookda
BEN:yooo
O:bakıyım da dur öyle yatıyım
O :bak cok igrenc baskasi koymus
O :ben gidiyom iyi geceler
O :itlerede selam
BEN:sanada canım benim öptüm
O:gorusuruk

8 Ocak 2009 Perşembe

KEDİCİ TEYZE


Bizim kızların dışarı çıkma saati akşam 8'e tekabül eder, bizde kuzu iki tane olduğu için birimiz evde olsak bile ikisini aynı anda dışarı çıkarmak asansörde bir kendini bilmezle karşılaşabilme olasılığı açısından biraz risk taşıyabilir,o yüzden ikimizde işten dönünce çıkarabiliyoruz kızları ancak...

İşte bizim minikleri çıkarma saatimizde bir teyze geçer hep önümüzden o teyze mahallemizdeki kedilerin annesi,bizimde kendi aramızda geçen diyaloglarda ''aha gene çıktı kedici teyze''..

Hani mahalledeki bütün kedilere adıyla hitap eder,onlara bişeyleri olup olmadığını sorar,onlarla uzun uzun konuşur,kontrollerini yapar ya işte o teyze..Hani etraftan geçen insanlar, napıyo bu diye cins cins ona bakarlar, oda gardını alır ve sadece kedileriyle muhattap olur..

Tanıdınız di mi..

Bizim mahalledeki kedici teyzede bizle muhattap olmaz ama mutlaka bizim kızlara selam verir geçerken..Elinde bir poşet yemiyle, akşam demez soğuk demez ayaz demez kedilerini beslemeye gelir o ağacın dibine, o gelmeden önce ortalıkta bir tane bile kedi göremezsiniz.Sanki onun geldiğini kokusundan anlamışlar gibi birden ortalık kedi kaynar o sokağa çıkınca..

Bugün yine karşılaştık,geldi bizim kızlara laf attı,sevdi, konuştu ama bize yine pas vermedi:)

Bu sefer dayanamadım ben gittim yanına,sohbete başladık,işte daha öncede bir köpeği varmış araba çarpmış ölmüş zavallıcık,ondan sonra bir daha köpek alamamış ama kedileri besliyormuş şimdi,evde de tam 8 tane varmış,bi o kadar da dışarda tabii.. Zor oluyormuş tabii ama artık bağlanmış bir kere ,onları beslemezsem kulağıma ağlama sesleri geliyor diyor..

Konuşuyoruz ,yaklaşık bir-bir buçuk saat kadar..Bir kedici teyzenin gözüyle etraftaki sessiz,çaresiz,sürekli taşlanan,'bak köpeğe veririm seni' sözlerine maruz kalan,hoşt diyerek dilinden konuşulduğu zannedilen,sırf siyah diye uğursuz ilan edilen sokak sakinlerine bakma fırsatı buluyorum böylece..Ve anlattıklarından,yaşadıklarından, sadece kediler için değil neredeyse sokakta karşılaştığı tüm hayvanlar için yaptığı fedakarlıklardan dolayı onu burada ölümsüzleştirme kararı alıyorum kendi kendime ..


Bütün mahallelerdeki Kedici Teyzelere hürmeten..

6 Ocak 2009 Salı

ÜRÜNLERİNİ HAYVANLAR ÜZERİNDE ''TEST'' EDEN FİRMALAR

Procter&Gamble, Colgate ve Unilever en çok hayvan testi yapan gruplardir.

Bu grupların yüzlerce firmasından alisveris yapmadığınıza emin olmak icin yanlarında belirtilen internet sitelerinden kontrol edebilirsiniz. Parantez icinde belirtilmiş olanlar bu grupların bilinen firmalarıdır.


Arm & Hammer; http://www.armhammer.com/

Bic Corporation; http://www.bicworld.com/

Chesebrough-Ponds; http://www.pondssquad.com/

Church & Dwight (Aim, Arm & Hammer, Arrid, Brillo, Close-up, Lady’s Choice, Mentadent, Nair, Orange Glo International, Pearl Drops); http://www.churchdwight.com/

Clairol (Aussie, Daily Defense, Herbal Essences, Infusium 23, Procter & Gamble); http://www.clairol.com/

Clorox (ArmorAll, Formula 409, Fresh Step, Glad, Liquid Plumber, Pine-Sol, Soft Scrub, S.O.S., Tilex); http://www.clorox.com/

Colgate-Palmolive Co. (Hills Pet Nutrition, Mennen, Palmolive, SoftSoap, Speed Stick); http://www.colgate.com/

Cover Girl (Procter & Gamble); http://www.covergirl.com/

Dial Corporation (Dry Idea, Purex, Renuzit, Right Guard, Soft & Dri);http://www.dialcorp.com/

Johnson & Johnson (Aveeno, Clean & Clear, Listerine, Lubriderm, Neutrogena, Rembrandt, ROC); http://www.jnj.com/

Lever Bros. (Unilever); http://www.unilever.com/

L’Oréal U.S.A. (Biotherm, Cacharel, Garnier, Giorgio Armani, Helena Rubinstein, Lancôme, Matrix Essentials, Maybelline, Ralph Lauren Fragrances, Redken, Soft Sheen, Vichy); http://www.loreal.com/

Max Factor (Procter & Gamble); http://www.maxfactor.com/

Mead; http://www.meadweb.com/

Melaleuca; http://www.melaleuca.com/

Mennen Co. (Colgate-Palmolive); http://www.colgate.com/

Noxell (Procter & Gamble); http://www.pg.com/

Olay Co./Oil of Olay (Procter & Gamble); http://www.oilofolay.com/

Oral-B (Procter & Gamble); http://www.oralb.com/

Pantene (Procter & Gamble); http://www.pantene.com/

Physique (Procter & Gamble); http://www.physique.com/

Playtex Products (Banana Boat); http://www.playtex.com/

Procter & Gamble Co. (Clairol, Cover Girl, Crest, Gillette, Giorgio, Iams, Max Factor, Physique, Tide); http://www.pg.com/

Reckitt Benckiser (Easy Off, Lysol, Mop & Glo, Old English, Resolve, Spray ’N Wash, Veet, Woolite); http://www.reckittbenckiser.com/

Richardson-Vicks (Procter & Gamble); http://www.pg.com/

Schering-Plough (Bain de Soleil, Coppertone, Dr. Scholl’s); http://www.sch-plough.com/

S.C. Johnson (Drano, Edge, Fantastik, Glade, OFF!, Oust, Pledge, Scrubbing Bubbles, Shout, Skintimate, Windex, Ziploc); http://www.scjohnson.com/

SoftSoap Enterprises (Colgate-Palmolive); http://www.colgate.com/

Suave (Unilever); http://www.suave.com/

Unilever (Axe, Dove, Lever Bros., Suave, Sunsilk); http://www.unilever.com/

Detaylı bilgi ve fotoğraf için(buraya o fotoğrafları koymaya içim el vermedi)

HAYTAP

SAPITMA HALİ


İyice sapıttım bu ara ,işim gücüm tüm gün oturmak olsun,hiiiç elimi sıcaktan soğuğa vurmayım,el getirsin ben yeyim,varsa yoksa blog blog geziyim,kim ne yapmış ,ne olmuş, niye olmuş,trend neymiş,aman armutun sapı,üzümün çöpü,incirin çekirdeği..

Biri bizi gözetliyor damarım tavan yaptı şu sıralar-takribi 3 gündür böyle-
Bursa da öğretmenkende -bundan teee 5 yıl önce- Akademi Türkiye'ye sardıydım iyiden iyiye,millet sabaha kadar ağustos böceği misali, o naylondan çimenlerin üzerine serilir şarkı türkü söylerdi,bende bi haltmış gibi sabaha kadar izlerdim,sonra da bedenim okula ruhum yatağa teslim olurdu..

Şimdi de onun türevi bir durumla karşı karşıyayım sanki..Deli gibi blog okuyor,okuduklarımla kafamda figüranlara rol dağılımı yapıp bloga yazılan senaryoyu bu zat-ı şahanelere oynatıyorum..Psikopatif bir durum bu biliyorum ..

Çok meraklı az girişken ruhumun kendini ele verişleri dur durak bilmiyor..

Valla yazınca daha çok farkeder oldum,benim gerçektende her zaman az girişken ,ama sadece ara ara çok meraklı bir ruhum varmış..

5 Ocak 2009 Pazartesi

HALET-İ RUHİYE


Amma da doğru bir tespit olmuş profilime yazdığım çok meraklı az girişken tanımlaması..

O blog senin bu bog benim geziniyorum saatlerdir,içerde eşek yüküyle yapılacak iş var,kızlarda çıt çıkarmadan uyuyor,bu durumu fırsat bilip bende gürültü etmeden tıkırdatıyorum klavyeyi...

Daha ütü yapılacak,yerler silinecek-her yerde pati izi var(iyi ki de var,bütün sinirlerini alıyor bu cimcimeler insanın ,bazen sanki çocuğummuş gibi onları uykuda seyrederken buluyorum kendimi),bir parmak toz etraf,sadece klavye toz tutmamış, o da hergün dürtükleniyo ya ondan olsa gerek..Haa birde 'akşama ne pişirsem ' konulu kendimle yaptığım beyin fırtınasının yarattığı rüzgar kafamın içinde uğuldayıp duruyor(Demiştim her geçen gün daha çok anneme benzediğimi farkediyorum diye).en iyisi yemekle başlayıp,ütüyü en sona atmak ,hem belki ütüye sıra gelene kadar yorulmuş olurum:)

PAT.-YUM.

Pazar gününün verdiği rehavetle bütün gün tembellik edilir.

Akşam yemeği mevzuu bahis olunca eşler arasında müzakere yoluyla Patatesli yumurta yemeye karar verilir.

Patatesler küp küp doğranır, sıvıyağda kızartılır.

Kızaran patatesler başka bir tabağa alınır.

İki dakikalığına sevgilinin yanına gidilir.

Geri dönüldüğünde tabakla karşılaşılır ama patateslerle karşılaşılamaz. (Bkz:şanslı)
Azmedilir, Pat.-Yum.'un Pat kısmı tekrar hazırlanır.
Yum. kısmı da ilave edilmek suretiyle akşam yemeği macerası sona erer.



3 Ocak 2009 Cumartesi

SEVİYORUM..

  • Cesur,şanslı ve karameli
  • kinder süprizi
  • tadelle gofreti
  • pudingi
  • ince belli çay bardağını ve bu bardakta içilen sıcacık çayı
  • piknik yapmayı
  • elma ve portakalı
  • süpriz yapmayı
  • detayları
  • karın yağışını izlemeyi(gökyüzüne bakarak)
  • kartopu oynamayı
  • salıncakta sallanmayı
  • soba sıcağını
  • dedikodu yapmayı
  • kız kıza takılmayı
  • hacı şakir kokusunu
  • heidi,snoopy,cedric,calimero ve dufy duck'ı
  • edi ile büdüyü ve kurabiye canavarını
  • çizgi film izlemeyi
  • evdeyken eskimiş kıyafetlerimi giymeyi(tam ev kıvamına gelmiş oluyorlar eskiyince:)
  • tüm hayvanları
  • ama en çokta koala,panda ve kutup ayılarını
  • mesleğimi
  • bütün gün tembellik yapmayı
  • kardeşlerimle vakit geçirmeyi
  • gökkuşağını
  • kırmızıyı
  • uyuyup uyanmayı
  • devamını getiremediğim şarkı sözlerine uydurarak devam etmeyi
  • gün geçtikçe daha çok anneme benzediğimi farketmeyi
  • meybuzu
  • fotoğraf çekmeyi
  • esprinin incesini
  • sevincin uzun sürenini
  • hevesin kursakta kalmayanını

SEVİYORUM..

BEYAZ,İPEK GİBİ YAĞDI KAR..


Herhangi bir kızım
Hayalleri olan.
İstedim ki
Daha güzel
Olsun şu dünya.
İstedim ki
Beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Bitsin artık
Bu sürüp giden alçaklıklar.
Bir bebek
Ölüm tehdidi altında yaşamasın
Beşiğinde.
Ve paramparça olmasın
Sımsıcak
Capcanlı
Yaşayıp giderken insanlar.
Bırakın, beyaz
İpek gibi yağan karın altında
Hayallerimiz olsun.
Yaşayalım
Özgür
Güzel
Düşünceli.
Anlatalım
Düşündüklerimizi birbirimize.
Sevinç egemen olsun her yerde
İnsanca
Bir kaygı.
Beyaz, ipek gibi yağdı kar.
Yağsın.
Dünya daha güzel olacak
İnanıyorum buna.
Bir insan kalbinin güzelliğine
Çocukluğuna
Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
İnandığım kadar..

şiir:Ataol Behramoğlu

2 Ocak 2009 Cuma

YILBAŞI KABUSU


2009 a merhaba demek bize 80 ytl masrafa mal oldu,ama öyle dışarda eğlenerek falan değil,tam da evin göbeğinde,koltuğun üzerinde duran kumandanın afiyetle kemirilmesi suretiyle..
31 aralık sabahı ortalıkta 'bizim kızların benim yokuluğumun acısını çıkarmak adına kemirecekleri hiçbirşey bırakmadım' ferahlığıyla kapıyı çekip çıkmamın akabinde iki afacan yokluğumun kederini kumandayı kemirerek atmışlar..
Akşam üzeri eve döndüğümüzde gözünün yaşına bakılmamış bir kumanda ve suçlu gözler karşıladı bizi..
Günün bilançosu ise şöyleydi:
tamamen arızaya geçmiş bir kumanda,sinirden hoplamış bir migren atağı,televizyonu sürekli otur kalk çevirmekten usandığımız için sabit kanalda yılbaşı eziyeti,bundanda bir süre sonra sıkıldığımız için dvd izleme önerisi ve bir süre sonra izlemekten yorulduğumuz yarım kalan bir film...
Şimdilerde evimizde manuel yollarla kendisiyle iletişime geçtiğimiz bir plazma tv.miz var...

DUYDUM,DUYURAYIM İSTEDİM.

Yalnızlık; insanlardan yoksun olmaktan çok,
ne söylediğimizi anlamayan insanlar arasında yaşamaktır.